Embed

YOK OLUŞ

Çok mutluydu.Çıplak ayaklarla yatağının etrafında dans ediyordu.Telefonundaki mesaja defalarca bakmıştı.Bakmaya doyamıyor gibiydi.Tekrar tekrar okudu gelen mesajı.Son kelimeleri okurken ellerinin titrediğini hissetti.Her defasında aynı şeyleri hissetmek ne olağan üstüydü. -Beni seviyor ,evet beni seviyor! diye bağırdı.Evde kimse yoktu .Olsa bile onu kimse umursamazdı zaten.Ama artık onuda seven biri vardı. Öylesine aşkla dolmuştu ki! ilk kez sevildiğini hissetmişti.Sadece iki kelime, bir insanı bu kadar mutlu edebilir ,17 senelik yalnızlığını bir çırpıda söküp atabilir miydi? Bu adam bir insan olamazdı.Doğa üstü bir varlık olmalıydı... Tanrı onun yalnızlığını öylesine dramatik bulmuş olmalıydı ki,onu sevmesi için hayatında sevebileceği, tek kişiyi görevlendirmişti... Saatlerce dans etti ta ki ,ayaklarında onu taşıyacak gücü bulamayıncaya kadar.Yatağının üzerine attı kendini.Bir taraftan da müziğin sesini kısmak için uzandı.yüz üstü uzandığında ,anlında biriken su damlacıkları burnundan kayıp yatağının üzerine düştü.Bu sanki ağlaması için ona verilen bir sinyal gibiydi.Hıçkırarak ağlamaya başladı.Babası onları terk ettiğinden beri ,Öylesine yalnız öylesine çaresizdi ki! Başka hiçbir erkek onu böyle sevmemişti.Babasına çok düşündü,babası gittikten bir yıl sonrada ölüm haberini almıştı.Annesi yurt dışında ölen babası için hiçbir şey yapmamış,gitmesine de izin vermemişti.göz yaşlarını sildi. Aşkını düşündü.Mutluydu.şimdi üzülüp ağlama sırası değildi.Ama geçen zamana öylesine acıyordu ki,kendini tutamıyordu. Yüzünü yastıktan kaldırdığında,aklı karısıktı.Bu duygu karmaşası onu aptallaştırmıştı.içeri gidip yüzünü yıkadı. Şimdi cevap yazma zamanı gelmişti .Saatlerce ne yazacağını düşündü.onunla arasındaki tek bağ bu telefon numarasıydı.Onunla tanışmak için ölse de ,tanısma faslını ağırdan alması gerekiyordu. Tam konsantre olmuş,ne yazacağına karar vermek isterken birden çalan kapının sesiyle irkildi. Gelen annesiydi.Annesi eve gelir gelmez bağırmaya başladı.Anlaşılan erkek arkadaşıyla yine kavga etmişti.Zaten hayatındaki tek sorun annesi gibiydi.Hayatı onun ruh haline göre devam ediyordu. -Bu evin hali ne,bütün gün çalışıyorum ,eve geliyorum şu hale bak! -Anne tamam toplayacağım. -Bana cevap verme ,neyi toplayacaksın saat kaç olmuş.Git yat telefonunu bana ver cezalısın! -Hayır anne veremem,arkadasım arayacak ödev yazmam lazım! -Demek bu saate kadar ödev de yapmadın,Ne olacaksın sen salak bir embesil mi?Ver telefenunu ve odana git!!! Telefonunu vermeye hiç niyetli değildi.Bu onunla arasındaki tek bağdı.Hızlıca odasına doğru koştu biraz önceki mutlu kızdan eser yoktu.Kapıyı öyle sert çarptı ki, kapı annesinin ayağına çarptı.Gelen seslerden tırnağının kırılmış olduğunu anladı.Annesi bir yandan söyleniyor,Bir yandan da onun baş belası olduğunu söyleyip ağlıyordu. kapıyı kitledi.Yatağına oturdu.en sevdiği arkadaşının ona hediye ettiği ayıcığa sarıldı.Sanki canlanmasını ister gibiydi.Ona,''Beni bütün kötülüklerden beni koru ,koca ayıcık'' demek istiyordu. Telefonunun tuş kilidini açtı.Aşka, sevgiye seslendi.Artık ne yazacağını çok iyi biliyordu. ''Hayatı boyunca mutluluğu yaşayamamış bir kızı, sadece iki kelimeyle mutlu edebilen olağanüstü adama; sonsuza kadar yalnız seni seveceğim yemin ediyorum.'' telefonuna hıckırarak bir buse kondurdu ve gönderdi.... Annesinin sesi artık bir uğultu gibiydi.Doğum gününde aldığı saati tiksinir gibi çıkarttı,Yatağını üzerine fırlattı. -Keşke beni, biraz olsun anlayabilseydin Anne !diye bağırdı. Pencereyi açtı.Soğuk rüzgarı iliklerinde hissetti.parmakları buz tutmustu.pencerenin pervazına çıktı.Geliyorum babacığım diye bağırdı. Gecenin karanlığında tiz bir çığlık duyuldu...

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !